Menu

Ek Gıdaya Başlarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Ek gıdaya geçiş her dertli anne için zor bir dönemdir. Sorular kafamızda uçuşup durur…
Ek gıdaya hangi gıdalardan başlanmalı?
Hangi besin kaçıncı ayda verilmeye başlanır?
Hangi besin karbonhidrat, hangi besin protein, hangi besin lif yönünden zengindir?
Hangi meyve ve sebzeler bir yaş sınırına takılır?

Önce bunları öğrenelim;

Ek gıdaya başlangıç her bebekte farklı tepkileri beraberinde getirir. Kimisi yeni yeni tatları büyük bir zevkle kabullenirken kimisi hiçte düzenini bozmak istemez.. Bu sebeple her anne için en temel esas sabırlı olmaktır.
Yemek istemeyen bir bebeğin annesine ne kadar sabır ve devamlılık düşüyorsa, verilen her gıdayı kabul edip lüp lüp yutan bir bebeğin annesine de o kadar sabır düşer. Neden mi? Çünkü bebeğinizin verilen her şeyi kabul etmesi her şeyi yiyebileceği yada bir kerede çok çok yiyebileceği anlamına gelmez. Nasıl olsa yiyor diyerek bebeğin bağışıklığını yormamak gerekir. Bebişiniz yese bile siz sabırlı olup her şeyi zamanı geldiğinde uygun miktarda vermelisiniz.

Ek gıdaya hangi gıdalardan başlanmalı?

  • Elma armut gibi hafif, vitaminli, lif yönünden zengin meyvelerin suyu ile olabilir.
  • Patates, havuç gibi doyurucu, kabak gibi bağırsakları rahatlatan ve bol vitaminli sebzelerden oluşan çorbalarla olabilir.
  • Evde mayaladığımız yoğurt veya su ile yapılmış hafif sulu muhallebiler ile olabilir.

Hangi besin kaçıncı ayda verilmeye başlanır?

  • Ek gıdaya başladıktan bir hafta/on gün sonra meyvelerin suyundan çatalla ezilmiş pürelerine geçebilirsiniz.
  • Bebeğiniz altı ayını doldurduğunda çorbalarına sebzeyle beraber karbonhidrat yönünden zengin bulgur pirinç koyabilirsiniz.
  • Tarhana tam bir vitamin deposu hemde hızlı çorba olarak size bebeğinizin altıncı ayından itibaren çok yardımcı olur.
  •  Yine bebeğiniz altı ayını doldurduğunda çorba veya yoğurtlarını sarımsakla zenginleştirebilirsiniz.
  • Bebeğiniz sekiz ayını doldurduğunda çorbalarını bir de soğanla lezzetlendirebilirsiniz.

Bir yaşına kadar verilmesi uygun olmayanları ise kabaca şöyle sınıflandıralım;

  • Domates, patlıcan gibi asit oranı yüksek sebzeler.
  • Portakal, mandalina, çilek gibi alerji ihtimali yüksek meyveler.
  • Reçel, bal, çikolata ve kuruyemiş gibi hiperaktiviteye sebep olan tatlı yiyecekler.
  • İnek sütü kansızlığa sebep olmasından dolayı vermemeliyiz.

Peki Mamaları Nasıl Tatlandırmalıyız?

Önce sağlık diyen her annenin kaygısıdır bu. Çünkü bebekleri şeker ve tuzdan ne kadar uzak tutarsak o kadar iyi.. En azından bir yaşına kadar. Peki bebekler tatlandırıcıya ihtiyaç duyar mı? Aslına bakarsanız bebişlerin tat alma duyuları gelişmediği için mamalarda şeker, yada çorbalarda tuz aramaz. Ama verdiğimiz mamanın tatlı olması bebeğin kabullenme ihtimalini yükseltir. Yani;
Eğer bebeğiniz zaten yemeyi seven bir bebekse muhallebiyi, püreleri, çorbaları muhtemelen olduğu gibi kabullenecektir..
Eğer bebeğiniz yemeyi seven ama değişiklikten ve farklı tatlardan hoşlanmayan bir bebekse yahutta minik bir gurme sahibiyseniz mamaları lezzetlendirmek zorunda kalabilirsiniz.
Eğer bebeğiniz yemeyi sevmeyen ve seçici bir bebekse endişelenmeyin! Biz anneler süper doğal tatlandırıcılarda yapabiliriz..
Tabii bu aylara göre değişiklik gösterebilir..
Sizler için kendi oğlumun mamalarında deneyip mükemmel sonuçlar aldığım tatlandırıcıları derledim. Hepsi Dehabebekler’de.

Kübra Aktaş @mamacianne

Comments

comments

Yorum Bırak!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir